Sözlü Özler

Böyle alabildiğine soyut, ucu açık tespitlerde bulunup sonra mutlu mutlu oradan ayrılan tiplere karşı öyle negatif duygular besliyorum ki.

Yok neymiş?

İnanırsak olurmuşmuşmışmiş

Tanrı bize kardeş vermeyi unutursa yerine kardeş gibi can dostları verirmişmüşmöş.

Asla vazgeçmemeliymiş, nokta kadar bilmemne için virgül kadar vattırı vızzırı olmamalıymışmışmış

Bııırrrrrreeeaaaaak canım sendeeee!!!

Gerçek başarı sadece ona yürekten inananlarla olurmuş.
Yöökyyeeeaaa???
Yani sana göre bilmem kaç bin kişilik bir maratonda sadece tek bir kişi kazanacağına inanıyor.
Diğerleri öylesine koşuyor. Laf olsun diye.

Elalem Forest Gump çünkü.

Teellaamm...

-------------------------------------------------

Özlü sözleri çok âfâkî, çok ucu açık, hatta ender olarak doğru olarak buluyorum ben.

Bir başarı hikayelerinden bu kadar tiksinirim sadece, bir de bu hikayelerin "özet geçiniz" versiyonları olan bu özlü sözlerden.

Ki yeri geldikçe böyle itin dötüne veya eşeğin olmadık bir uzvuna postalarım.

Tüm bu öfke, kin ve gayzın birinci sebebi:

Bir zamanlar o sözlere, o başarı hikayelerine çok ama çook çoooooook inanıyor olmam ancak sonuçta elimde kala kala o sözlerin yazılı olduğu kağıt parçalarının kalmış olması

İkinci sebebi:

Beni gaza getirmek için yutturulan başarı hikayelerinin dünyada sadece o hikayeyi yaşayan kişi tarafından yaşanmış olmaları, başarısızlıkla sonuçlanan hikayelerin ise, başta ben ve benim gibi mirilyorlarca insan tarafından test edilip onaylanması. 

-------------------------------------------------

Peki aşk yok, sevmek yok, sevişmek yalan, o zaman gerçek ne ulan? diyeceksiniz biliyorum.

Demeseydiniz hatırım kalırdı.

Ben de benim inandığım şeyleri yazayım, o zaman da sizin hatırınız kalsın. 

-------------------------------------------------

Bu veciz sözlerin müelliflerinden pek azını doğru dürüst tanıyorum, tanıdıklarımdan da pek azıyla, dini, siyasi, vattırı ve vızzırı konularda hem fikirim.

Hayır yani sonra çıkıp da "neden Ulu Önderimiz Osman Butuböken'in bir sözünü paylaşmadın da gittin vatan haini Kunter Başındanaşağıkaynarsudökülmezoğlu'nun sözlerini yazdın" demeyin.

Ben bu elemanların şunlarını çok takdir ediyorum,

Adamlar şaaptıracakları tespitler üzerinde sittin sene çalışmışlar, bizim gibi iki kelime Das Kapital okuyup "büyüyünce kominiz olcam lan ben" dememişler. "Yoga mı? Ayyy çok severim, buldukça yapıyoruz arkadaşlarla" falan dağıtmamışlar.

Ve en önemlisi:

Son derece netler.
Net. Direkt. Kıvırmadan!!! 

O halde buyrunuz...

-------------------------------------------------


Giulio Andreotti 

Başta insanlar hakkında kötü düşündüğünüz için kendinize kızabilirsiniz, ama sonunda, genelde haklı çıkarsınız.

---------------

 
Peter Ustinov

Fakirlerin savaşına terör, zenginlerin terörüne savaş denir.

---------------

Northcote Parkinson

Memurlar, terfide kendile­rine rakip olabileceklerin değil, astlarının sayıca artmalarını isterler.

Bir oylamada karar, ilgisizlerin oyuna bağlıdır.

Bir konunun önemiyle, o konu hakkında tartışma süresi ters orantılıdır.


--------------- 

William Pulteney

Yarına ertelenebilecek bir işi asla bugünden yapmaya çalışma.

--------------- 

 
Benjamin Franklin


Demokrasi, akşam yemekte ne yenileceğine karar vermek için oy kullanan iki kurt ve bir kuzudur.

Bir hanımın kusurlarını öğrenmek isterseniz, onu bir başka hanıma övünüz.

Deneyim acımasız bir öğretmendir. Önce sınav yapar, sonra öğretir.

--------------- 
 
 
Hélder Câmara

Yoksul birine ekmek verdiğim zaman bana "Aziz" derler. Onun neden yoksul olduğunu sorguladığım zamansa "Komünist".

--------------- 

Sun Tzu

Muzaffer savaşçılar önce kazanacaklarını görüp sonra savaşa gidenlerdir. Mağlup savaşçılar ise önce savaş gidip sonra kazanacaklarını görmeye çalışanlardır.

Dostlarını yakınında tut, düşmanlarını daha da yakınında.

--------------- 

 
Friedrich der Große

Toplar, olmadıkları zaman kuru bir mahalle kavgasına dönüşecek olan bu savaşlara bir haysiyet katar.

En güzel kızlar, en alımlı leydiler... Hiç biri ilgimi çekmiyor. Ama şu uzun askerler yok mu! İşte onlar benim zaafım! 

---------------

 
Niccolò Machiavelli 

Savaşlar siz istediğiniz zaman başlar, ancak siz istediğiniz zaman bitmez.

Sevgi ve korku bir arada bulunamıyorsa ve birinden birini seçmek gerekiyorsa, korkulmak sevilmekten çoğu zaman daha güvenilirdir.

---------------

Hemene Moxmox 

Beyaz adamın sorunu, başlarında çok fazla şef olması.

--------------- 

Malcolm X

Kimse size özgürlük veremez, kimse size barış ve adalet getiremez. Erkekseniz gidip kendiniz alırsınız!

--------------- 


 George S. Patton 

Askerler palaskalarını yiyebilirler ama tankların benzine ihtiyacı var.

Siz görevinizi yerine getirmeye çalışın. Sonuçların canı cehenneme.

Savaşların amacı ülkeniz için ölmek değil, karşı taraftaki itin kendi ülkesi için ölmesini sağlamaktır.

---------------  

 
Phyllis Dorothy James

Biz İngilizler düşmanlarımızı affetmekte iyiyizdir, bu bizi dostlarımıza tahammül etme yükünden kurtarır.

---------------  

İsa

Balta olsaydım keser, ateş olsaydım yakardım. Ama ben gönülüm, ancak sevebiliyorum.

Sen neden kardeşinin gözündeki çöpü görürsün de kendi gözündeki merteği fark etmezsin? Senin gözünde mertek varken nasıl olur da kardeşine, "İzin ver de gözündeki çöpü çıkarayım" dersin? Seni ikiyüzlü! Önce kendi gözündeki merteği çıkar, o zaman kardeşinin gözündeki çöpü çıkarmak için daha iyi görürsün. 

Sözlerimde nasıl bir kötülük gördüğünüzü söyleyin. Eğer yoksa, o zaman neden bana vurduğunuzu açıklayın!

--------------- 

 Emma Goldman

Sistemde seçimle birşey değişebilecek olsaydı, sistem o seçimi yasaklardı.

---------------


 
Mevlana Celaleddin Rumî

Aşk ile şehvet bir olsaydı, eşekler aşkın şahı olurdu. 

Sevgi insanı kör ve sağır eder. 

Sual de bilgiden doğar, cevap da.

---------------

Molière

Yemek için yaşamamalı, yaşamak için yemeli.

---------------

Al Capone

Elinde silahla kibarca sormak, sadece kibarca sormaktan daha etkilidir.

---------------

 
Steve Wozniak


Sonunda pencereden fırlatıp atamayacağın hiç bir bilgisayara güvenme.

---------------  

Stalin

Bir insanın ölümü dramatik, on insanın ölümü trajik, milyonlarca insanın ölümü ise sadece istatistiktir.

Ölüm tüm problemlerin nihai çözümüdür, insan yoksa, sorun da yok demektir!

-------------------------------------------------

Tüm cevahirlerimi tek seferde yumurtlamayım ama değil mi? Sonraya da bırakayım biraz.

Hayır bir anda aydınlanıverirsiniz de mazallah.

Biz İlluminik Masonik Fasonlar, biliyorsunuz ki ışığı yavaş yavaş veririz, yoksa kör-şaşı falan oluverirsiniz!

Yaa işte böyle okurcanlar ve okurgüller.

Şimdi tüm şu sözlere bakıyorum da, belki de öyle çok hayat dersli, aman ufkum tavana vurdu, vay zihnim dimağım açıldı tarzı sözler olmayabilir ama hepsinin ortak noktası en başta da dediğim gibi, çok net, çok doğrudan olmaları.

Bu benim yaklaşık bir 3 yıldır falan çektiğim özlem.

Eski yazılarımı bir okuyorum da, ne kadar kolay, ıkınıp sıkınmadan anlatırmışım meramımı. Tamam yine edebiyat, süslü ağdalı cümleler falan gırla ama, en azından anlatırmışım kendimi.

Hani etrafta iki kelam edecek kimsem yok diye konuşmuyorum etmiyorum ama, kendi kendime konuşurken bile yaşıyorum ben bunu.

Arkadaş, insan kendi kendiyle bile açık açık konuşamaz mı?

Bak mesela Patton'a!

Adam direk sokmuş lafı.

Tamam arkadaş, özveridir, sıkıntılara göğüs germektir, icabında postallarımızı da yeriz de, benzinler bitince tanklar ne scheiße yiyecek?

Haydi tankcığım, haydi yavrum, vatanın için ilerle, ha gayret, bak tüyü bitmemiş yetimlerin duası seninle mi diyecüük???

İçten yanmalı motorların da yakıtı "İman gücü" değil malesef!

Ya da mesela Malcolm X.

Evet sevgili arkadaşlar, özgürlük çok önemlidir, eğer özgürlük olmasaydı, olmayan özgürlükler olan özgürlükler kadar özgür olamazlardı, ben de çok çalışıp özgür oldum ve bugün herkese özgürlük vermek istiyorum, ne güzel şey özgürlük, ey özgürlük, bir nesnenin özgür ağırlığı ıdı ıdı, vıdı vıdı...

Tıskııyyyttt pis zenci!

Adamlar açık açık diyorlar abi:

"Yersen tirit, yemezsen sittirit"

Budur, açık, net!

İşte bunun özlemini çekiyorum ben.

Buram buram militarizm ve siyasi haset kokan sözleri işte tam da bu yüzden o sevgi dolu, iyilik ve umut aşılayan ama alayına ucu açık, tutarsız ve kişiden kişiye milyon kere fark gösteren sözlere tercih ediyorum. 

-------------------------------------------------

Bir de şunu anlatmazsam çatlarım. Ve emin olun çatlamamı istemezsiniz!

Lise son sınıftayız.

Herkes harıl hurul, paldır küldür, o zamanlar adı ÖSS olan nalet gidesice üniversite sınavına hazırlanıyor. ÖSS'de sorulan sorular ile okulda anlatılan konular da tamamen farklı. Okulun müfredatı ayrı, ÖSS müfredatı apayrı. O yüzden dershaneye gitmeden bir üniversite kazanmak falan imkaniyetsiz!

İşte böyle milletin puan hesapları yaparak saç baş yolduğu bir ortamda ben, "ipimle kuşağım, başımı kaşıyım" ve "Tepebaşından aşşağa Kasımpaşa" rahatlığında takılıyorum.

O kadar rahat ve sıkıntısızım ki, bu durum milletin bir tarafına darbeli matkap gibi battı.

Öğürtmenim Syrano neden bu kadar umarsız, biz eşek başımıyız böyle kendimizi paralıyoruz, o da çalışsın, yırtsın kıçını, kafayı yesin, negaağtif etkileniyoruz bu durumdan diye viyaklamalar başladı.

Soluğu rehberlikçinin (PDR mi ne deniyor günümüzde) duvar boyu akvaryumlu odasında aldık.

Syrano bak şöyle çalışkansın, böyle akıllısın ama geleceğini hiç düşünmüyorsun. Bugün eve gidince ilk iş ileride hangi üniversiteyi okumak istediğine karar vermek olacak (ileride ne olacağım değil bak, hangi üniversitede okuyacağım, önemli olan o) .Ve bu konuda çalışma masana şu şu sözleri asmanı istiyorum. Ailene de soracağım yazıları astın mı diye (Benim inandığım motivasyon yolları değil yani, inanmam gereken motivasyon yolları).

İşin içine aile girince yemedi ve eşek gibi asmak zorunda kaldım o yazıları.

Yani bir damlacık bebeykene deli divanesi olduğum Power Rangers'in bile posterlerini asmamışım duvara, hatta duvara herhangi birşey asmaya karşı olan bir birey olarak büyümüşüm ama, bunun bir önemi yok. O yazı asılacak, o üniversite kazanılacak.

Valla geçmiş gün pek hatırlamıyorum ama birkaçı şöyleydi:

"Ben Değilsem Kim / Bugün Değilse Ne Zaman?" 

"Başarı Sadece Ona İnanan ve Yolunda Ter Dökenlere Layıktır"

"Gideceği Yeri Bilmeyen Gemiye Hiçbir Rüzgar Yardım Edemez"

Comic Sans ile yazılmış olmalarına rağmen hiç komik gelmeyen bu birbirinden atarlı tutarlı laflar o dönem çok zorlama olsalar da bir şekilde duvarımda yer ettiler, o hayatı boyunca üzerine duvar saatindan başka şey asılmamış duvarlarımda.

Sonra artık bu bizim okuldan mı fitlediler, içlerine mi doğdu, yoksa bu aşırı rahatlığım dershanedeki ağbi ve aplaların da mı dikkatini çekti bilmem ama aynı şey orada da başıma geldi.

"Bak Syrano, bu böyle gitmez, üniversite böyle kazanılmaz"dan bir girdiler.... Allaaaamm çıldırazaaaaaammmm, çıkamadılar bir türlü.

Hatta bir yerde bu apla ağlamaya bile başladı!

Yazık kıza niye ağlıyor ki diye otomatik moddan manuel moda aldım kendimi bir dinleyim dedim.

Buna başaramazsın demişler, sen okuyamazsın, senden adam olmaz demişler. Geceleri sobanın başında, gündüzleri bilmemnerenin kışında okumuş ve sonunda kazanmış üniversiteyi.

O zamanlar bu üniversite öyle birşeydi ki, ister Nükleer Fizik okuyor olsun, ister Biçki-Dikiş, sanki Çankaya Köşküne çıkmış gibi birşeydin, laf da söyleyemiyordun. Neyse...

Hayır yani, benim sakin sakin ikinci senemde kazandığım bölümün yarısının yarısı bir puanla üniversiteyi tutturabilmiş (kaç yılda bitirebilmiş değil bak, kazanabilmiş) olmasının formülü olarak bana ne dese beğenirsiniz?

Başarı hikayelerini çokça okumak ve motive edici sözler paylaşmak!!

Zaten odası da boydan boya böyle sözlerle doluydu. Kızın verdiği dersin yarısı modüler aritmetik ise kalan yarısı tek kollu örümceğin bir fili nasıl da alt edişiydi.

Alınacak ders, "azımla mıçan dağları deler" 

Hala bazen sağı solu toplarken lise zamanının bu başarı hikayeleri elime geçer de atar sobaya yakarım, sobada yakmama acımam da o zamanlar mürekkebe ve kağıda yaptığım israfa acırım.

-------------------------------------------------

Uzun lafın kısasını vereyim mi cancağızlar.

Zamanında çoooook azimle mıçtım, hatta tuttum azim bile mıçtım.

Sonunda elime başarı geçmedi ama şeyime prostat geçti.

Siz de idrak yollarınızı iltihaplandırmak ve bilinç prostatı yaşamak istemiyorsanız,

Kasmayın anacım!

Ha lafımı dinlemeyip illa da kasacaksanız;

Kendiniz kasın, kendiniz için kasın, başkasının kasıklarıyla uğraşmayın.

Herkesin tuttuğu kendine, yediği önüne, yemediği ardına.

Yok elin adamı bir limon almış, parlatıp satmış, iki limon almış, o iki limonu parlatıp satmış dört limon almış vs vs...

İşin sırrı olan mikro iktisat denen, ölçek ekonomisi denen, sermaye denen birşeyden haberdar olmak için illaki üniversiteye gitmeye gerek yok.

O motivasyonel sözlerle kazanacağınız üniversitede öğrenebileceğiniz ilk şey, aslında o motivasyonel sözlerin bir halta yaramadığı ve hiçbir gerizekalının bir limonu parlatıp aldığı fiyatın iki katına satarak zengin olamayacağıdır.

Ama gerçeği size anlatmazlar,

Kendiniz olmanıza hele hiiiç izin vermezler.

Böyleleri için hayat ve herşey bir kavgadır, herşey bir mücadeledir, siz insan değilsinizdir, savaşçısınız, hatta savaş atısınızdır.

Kendileri bundan başka birşey olamadıkları için, olabilenleri de çekemez ve kendilerine benzetmeye çalışırlar!

Siz dershaneleri zengin etmeli, asla iş bulamayacağınız konularda üniversite okumalı ve bir diplomalı bin niteliksiz eleman olmalısınız.

Cenırıl Patton da burada kıçını yırtar "oğlum o iman gücü bir yere kadar, depoya bin kişi işeseniz yine dolduramazsınız" deyince de adamı inançsızlıkla sorgularsınız.

Yaaaa, inınırsık ılır baaanceeeee!!!!!

Lan daş yok mu daş, kaçma lan!!!!!

-------------------------------------------------

Sevgiyle kalıyorsunuz değil mi ha, mürüvvetini gördüklerim?

(^_^)
-------------------------------------------------


Zaten ihtiyacınız olduğu zaman ne o başarı hikayeleri ne de o veciz sözler imdadınıza yetişir, kalakalırsınız böyle ringlerde bir başınıza!

Evrenin Dengesini Bozdum

Bugün evren bammmmmbaşka bir yer olabilirdi.

Şeysimize incir yaprağı örtüp pembiş bulutlar üzerinde sek sekerek Maklube yapıyor olabilirdik.

Hepsi benim suçum.

Nasıl mı?

Söyliyem.


-----------------------------------------

Mesela şu üç kişiden herhangi biriyle evlenseydim:

 Julie Christie

 
 
 Milla Jovovich



Işıl Yücesoy


Şu üç metafizik oluşumdan herhangi biri ile aramızda paranormal bir aktivite gerçekleşebilseydi bugün dünyanın aşk sorunu tamamen çözülmüş olacaktı.

- Aloo?
- Aloo! Ben Syrano. Kuantum fiziyle haşır neşir, zaman ve mekandan bağımsızlık konusunda aşmış, beni onların yada onları benim zaman ve mekan dilimimde kesiştirebilecek olana yada getirene yyyüüzzzz bin lira veriyorum!!!



-----------------------------------------


Ne zaman şunu olmaya çalışsam, hatta elime ne fırsatlar geçse, tam zamanı olsa, üstelik haklı da olsam:

(Sağdaki)




Kendim kabullendim, üşendim, hatta korktum ve bir şekilde hep bu oldum:
(Kesssinlikle sağdaki)


Bir keresinde zamanında şerrinden illallah edip uzak durduğum bir elemanı rüyamda görmüştüm. Yine zıtlık çıkartıyordu.

"Yıllarca hep korktum sizin gibilerden, hep kaçtım, gelin lan, ne yapacaksınız bir gelin de göreyim " demiştim.

Rüyamda.

Anca rüyamda!

Gerektiğinde lafı koyamamamdan, içime atmamdandır bugün dünyada bu kadar adaletsizlik olması.


-----------------------------------------


Bizim zamanımızda üniversite okumak başlı başına bir hedefti.

Yani okul hayatımız hatta tüm hayatımız "sonunda üniversiteye ulaşmak" amacıyla şekillendirilmişti.Ondan sonra ne olacağının hiçbir önemi yoktu.

Yeter ki o üniversite okunsundu!

Çöpçüleri bile üniversite diplomasıyla alıyorlardı.

Bu motivasyonla gittim okudum üniversitemi ve sonunda ne oldu?

Asla çöpçü olamayacağımı öğrendim!

Evet!

Çöpçü olabilmek için lise veya en fazla iki yıllık üniversite okumuş olmam gerekiyordu.

Oysaki ben dört yıl okumuştum.

Lanet olsun dostum, dört kahrolası yıl okumuş ve çöpçü olamayacağımı anlamıştım.

Çöpçü olma hayallerim yıkılmıştı!!!





Bugün sokaklar pis, çöpler toplanmamış, kaldırım taşları kusmuk, sakız ve kuş kakasıyla dolmuşsa bunun tek suçlusu benim!

Daha az ders çalışsaydım, Machiavelli'yi, Marx'ı, Neo-Liberalizmi, Z tablosunu, Yönetişim kavramını, IS-LM eğrilerini ve Ceza Usül Kanunlarını çevre temizliğine tercih etmeseydim, bugün dünya daha temiz, daha bal dök-yala bir yer olacaktı.

-----------------------------------------

Eskiden verecek cevabım olmadığı yada veresim olmadığından lafa söze karışmaz, "varsın onlar haklı çıksın aman yeter ki kavga çıkmasın, tatsızlık çıkmasın" diye tartışmalara katılmazdım.

Benzin varilinden hallice yapıma rağmen "kuzu" olarak nitelendirilmemin sebebi buydu.

Anama babama saydılar "öyle demek istememiştir" dedim, dinime diyanetime düz gittiler "saygı" duydum, paramı pulumu tırtıkladılar "istemeye utanmıştır, canı sağolsun" deyip geçtim.

Daha önceki yazılarımda da zibilyor kere dillendirdiğim üzre "bir tur da ben binebilir miyim ağbiğ" dediğim o günden beri üzerimde uygulanan pek çok saygı, vefa, iltifat ve sevgi sözcüklerini buraya nasıl yazacağımı bilemiyorum. O kadar orijinal küfür duymadım hayatımda.

Ha bir de siz nasıl diyor? Saygı? Hah, saygı gördüm çokça, çok pis saygı görüyorum uf uf uf anam saygıya bak ohhhhfffşşşşş!!!!



İşte bu Bakunin denen keçi sakallıyı insanlığından diskindirecek malum ergen isyanını taaa zamanında ben yapmalıydım.

Zaten ergenliğe de girebilmiş değilim sanırım, ne komşu kızını dikizledim şu güne kadar, ne de rüyamda bir mafya patronunun sevgilisine ayak mesajı yaptım.

Sivilcem bile olmadı. Bir sivilcem bile olmadı!!!

Bugün sosyal adaletsizlik hakimse dünyaya, baskı altındaysa proleterler ve "saygı" maskesi altında birilerinin kutsalına "sövgü" varsa;

Bu, zamanında benim gerektiği yerde isyanı basmayışımdan, bastığım zaman ise artık çoooook geç olmasındandır.

-----------------------------------------

Bugün dünyanın her yerinde bir çok insan, çoğu konularda çekingen, mütereddit, sıkılgan, konuya giremeyen, konudan çıkamayan...

Hasılı benden kaynaklanan bir utangaçlıtan müzdarip!!

Olamadım be okurcanlar, okursular,

Olamadım.

Hayatımda bir an, bir an bile şu kadar rahat olamadım:




Serde beyefendilik, kibarlık var çünkü. Padişah torunu, soylular tohumu olduğum için elbette, ayağımı elimi, ve dahi bilmemneyimi sallaya sallaya gezemem.


Gel gelelim, şundan biraz daha fazlası olabilmeyi isterdim, hem de çok isterdim:



Atak, çevik, girişken değil de, tutuk, yamuk ve sıvışkan bir neslin en büyük müsebbibi benim efendim, itiraf ediyorum.

----------------------------------------- 

Okey, kız tavlası, asker tavlası, normal tavla, anormal tavla, papaz kaçtı, rahibe firar etti, pişti, taştı, Texas Hold'em, California Leave'em, 21, 31, 101, su topu, deve güreşi ve beach volley başta olmak üzere,

Genelde yazları ortam yapmak, potansiyel kız-erkek talipleri tespit etmek, hem eğlenmek hem de bazı "şey"leri öğrenmek için icat edilmiş bilumum "yaz eğlencelerine" yabancıyım.

Hatta sadece yabancı da değilim. Yani yaz oyunları NewYork City yada Şanzelize ise, ben Çemişgezek yada Dazkırı gibi birşeyim, o derece.

Ne ortamlar kaçırdım bu yüzden, ne dostluklar, ne yaz aşkları, ne fırsatlar, eğlenceler...


- Selam yakışıklı, bizimle okey oynamaya ne dersin? Olmazsa tavla da olur. Yalnız bir huyum var, ne tesadüftür ki zarlar hep bikinimin içine kaçıyor bende çıkartamıyorum, arasıra elini bir daldırırsan sevinirim, he mi yavrum?
- Ama ben, be be bb... Ben tavla bilmem ki küçük hanım...
- Neeee!!!! Ayy kızlar koşun bu ezik şey tavla bilmiyormuş, ahaahaha, ohohohoho, iihihihiiii... Ay gidelim şekerim, bırakalım bu eziği, Börkecanlarla şişe çevirmece oynayalım biz, mıhıhıhıhı...


Benim başıma gelmedi canıııımmm!! Bir arkadaşımın arkadaşının başına gelmiş, gerçi o da arkadaşının arkadaşından duymuş olabilir, çünkü onun arkadaşının arkadaşından da...

Yemezler canım, yemezler annem!

Bilmiyorum efendim yazlık oyunlarını; okey, pişti, tavla bilmiyorum, hiç bir zaman da bilemedim, azıcık bile, öğretenim de olmadı!

Ha ama ne oldu?

Bak bu oldu:


- Ne bagıyon ellaaam, açıkta avret yeri mi gordün?
- Pardon bacım, ben geçerken uğramadıydım, sen devam et.
- Bi Kantır atak mı la? Çok yannızım. Ya da neyse lan sie, LvL97'yim ben, noobsundur şen şindi. 4-6'yı kaparım, sana alnından çakarım.
- Hörmetler apla!
- Tamam la tamam zırlama gel Sims 3'te woohoo yapak senle gel.
- Aboooo!!!!

Karşı cinsle iki lafın belini kıramayan, eğlenceli bir atraksiyona giremeyen, sağ parmaklarını fare, sol parmaklarını W,A,S,D tuşlarıyla kaslandıran bilumum yalnız ve mutsuz dünya gençliği, acziyetimin kurbanı oldunuz, üzgünüm.

-----------------------------------------

Ellerden günlerden sakladım ama benim bir de konservatuar maceram var.

"Güneşsiz" kelimesini telaffuz edemediğim zannı, dolayısıyla artikülasyon sorununa haiz olduğum bahsi ile, erkenden, pek erkenden sona ermişti maceram.

Gel gelelim gönülleri çelen üç celebrity ile haşır neşir olmuşluğum, espiri paylaşmışlığım, çiköfte yoğurmuşluğum, el ense çekmişliğim vardır.

Zat-ı Âlileri:

Sakarya Fırat Dizisinden Caner Özçavuş
(Göründüğünden çok daha fazla yakışıklı ve tam bir beyefendiydi)


Yahşi Cazibe dizisinden Aslıhan Gürbüz
(Azeri aksanını Zamina Hacıyeva gibi değerli bir hocadan öğrenme şansına birlikte erişmiştik)


Fatmagül'ün fena karizmatik belalısı Engin Akyürek
(Türkiye'nin Yıldızları yarışmasında az kontörümüzü yemedi, tatlı bela)


Ben mi?

Bir keresinde Ümit Besen'in omuzlarına çıkmışlığım var, o kadar.

Bugün nice yetenekler harcanıyorsa, nice umutlar şöhret yolunda yitip gidiyorsa bunun tek suçlusu benim, çalışmalıydım, o "Güneşsiz" kelimesini doğru telaffuz edebilmeliydim.

Ne zaman ki pes ettim, o gün dünyanın azim gücünü de eritip tükettim işte.

Ama kimse bilmiyordu. Gerçek güç, gerçek yetenek çok daha farklıydı. Yanlış değerlendiriliyordu, böyle birşedi belki:


----------------------------------------- 

Kabul ediyorum, kusurlu bir insanım ben.

Daha da nice kusurlara sahibim ancak bunlar daha ilerideki bir ifşaatın konusu olabilir.

Ancak kabul ediyorum,

Suçluyum ben,

Benim yüzüğğüüüümmmmddeeeğğğnnnnn!!!!! 

----------------------------------------- 

Nottenburg: Bu yazıyı ta ne zamanlar yazmış, düzeltmeler yapmak için bir kenara ayırmış, ardından unutup gitmişim. Noktasını bırakıp virgülüne dokunarak paylaşıyorum. Aslında az bile yazmışım, daha ne naneler yedim ben, ne naneleeeeerrr...

Bir Arkadaşa Saydırıp Çıkacaktım


27 yaşına geldikten sonra 40 küsür yaşında üvey kardeşe sahip olmak,

Bu üvey kardeşin, üveylik vasfını kazanmasını sağlayan ortak baba üzerinde her hakka sahip olması, gel gelelim benim ise bu aile hakkında konuşmaya hakkımın olmaması,

Sülale denen olguyu, her biri sana söven, seni aşağılayan, yaklaşık 60 kuzen ve bir o kadar eş dostla kabullenmeye çalışmak, 

Her gece kuzey batıya dönüp kırk kere "yaşam gücünü olumluyorum, evreni içime çekiyorum, evreni seviyorum, kendimi seviyorum, ebemi seviyorum" diye mantra okumak ve olumlama yapmak,

Bana gelince "kısmet kısmet, kısmetse olur o, demekki hakkında hayırlısı buymuş" diyen, hayatlarında bir kere kaderle, kısmetle aynı sofrada oturmamış kişiler,

"Naz evi" olan ve lakin başka da bir iş yapmayan, zaten yapası da olmayan "kız evleri",

Farklı görüşlere saygı duymayı sadece, bir taraf görüşlerini ifade ederken sesini çıkartmamak ama o sustuğu anda kutsal bildiği, benimsediği ne varsa ana avrat düz giderek eleştirmek diye zannetmek,

"Siyaseten anlaşamıyor olmamız, sana saygısızlık edilmesini gerektirmez, iyi çocuksun" yalanını atan, aslında "sana saygı duyuyorum ama tenhada yakalarsam ağzına mıçarım" demeye çalışanlar,

Bir sanatçının, komşunun, hısmın akrabanın, siyasi görüşlerini öğrenince "zaten babasını sevmezdim şerefsizin" diyen, bir şekilde kendisiyle aynı görüşe dönünce de "babası da iyi adamdı rahmetli" diye çeviren orta malları,

Bir sıkıntımı paylaştığım zaman "ulan şimdi konuşturma beni" diye lafa girip benim sıkıntılarımın zimilyor katını çektiği halde yine de üff demediğini tevazu ile anlatanlar,

Lise yıllarında başlayan;
-Ayy 86.364687 puanım var, acaba cehennemin dibini tercih etsem atanır mıyım?
-Cehennemin dibi geçen sene 86.364686 ile kapatmış, bence şansını zıkkımın pekinde dene, hem orası doğu hizmeti sayılıyormuuuşş...
ve benzeri bilumum puan, atanma, sınav vs. muhabbetleri,

Ben evlenmeden evvel evlenen benden küçükler,
Ben evlenmeden evvel evlenen, boşanan ve "o zamanlar toyduk" deyip "yeni ve daha sağlam temellerle" bir daha evlenenler,
Evlenip de naapacan diyen evliler,
Evlenip de naapacan diyen, evlenmeden, evliymiş gibi, evilik dışı yaşanabilecek her türlü fantaziyi yaşayan bekarlar,
Her hangi bir yaşta, birden fazla sevgili edinip, sanki kuantum fiziği üzerine ihtisas yapmış gibi kasılanlar,

Sağ taraftan çıkıp duran, tıkladığımda bilumum uzuvlarımı kaldırmayı vaat eden, popo demeye bin şahit ister reklamlar...



Bunlar bana göre değil.
Hem de hiç, hiiiçç, hiiiiiiiiiiiiiiiiiiiççççççç değil!!!!!!

-------------------------------------



Kan hısımlarımla aramızdaki ilişkilerin empirik bir yorumu

 

Notenzigen: Küfürlü konuşmayı öğrendim, 27 yıldır "ülen" bile demeyerek meğer ne çok şey kaçırmışım.
Sonra vay majör depresyonmuş, aman bipolar bozuklukmuş, yok hastanelere düştümmüş... Düşersin tabii vurgun yiğin gelesice, hastaneye de düşersin, her bi herzeye de düşersin!
Biriniz de çıkıp demediniz la bi söv say, bi saç savur, bi sıç sıva diye, alacağınız olsun.