Evrenin Dengesini Bozdum

Bugün evren bammmmmbaşka bir yer olabilirdi.

Şeysimize incir yaprağı örtüp pembiş bulutlar üzerinde sek sekerek Maklube yapıyor olabilirdik.

Hepsi benim suçum.

Nasıl mı?

Söyliyem.


-----------------------------------------

Mesela şu üç kişiden herhangi biriyle evlenseydim:

 Julie Christie

 
 
 Milla Jovovich



Işıl Yücesoy


Şu üç metafizik oluşumdan herhangi biri ile aramızda paranormal bir aktivite gerçekleşebilseydi bugün dünyanın aşk sorunu tamamen çözülmüş olacaktı.

- Aloo?
- Aloo! Ben Syrano. Kuantum fiziyle haşır neşir, zaman ve mekandan bağımsızlık konusunda aşmış, beni onların yada onları benim zaman ve mekan dilimimde kesiştirebilecek olana yada getirene yyyüüzzzz bin lira veriyorum!!!



-----------------------------------------


Ne zaman şunu olmaya çalışsam, hatta elime ne fırsatlar geçse, tam zamanı olsa, üstelik haklı da olsam:

(Sağdaki)




Kendim kabullendim, üşendim, hatta korktum ve bir şekilde hep bu oldum:
(Kesssinlikle sağdaki)


Bir keresinde zamanında şerrinden illallah edip uzak durduğum bir elemanı rüyamda görmüştüm. Yine zıtlık çıkartıyordu.

"Yıllarca hep korktum sizin gibilerden, hep kaçtım, gelin lan, ne yapacaksınız bir gelin de göreyim " demiştim.

Rüyamda.

Anca rüyamda!

Gerektiğinde lafı koyamamamdan, içime atmamdandır bugün dünyada bu kadar adaletsizlik olması.


-----------------------------------------


Bizim zamanımızda üniversite okumak başlı başına bir hedefti.

Yani okul hayatımız hatta tüm hayatımız "sonunda üniversiteye ulaşmak" amacıyla şekillendirilmişti.Ondan sonra ne olacağının hiçbir önemi yoktu.

Yeter ki o üniversite okunsundu!

Çöpçüleri bile üniversite diplomasıyla alıyorlardı.

Bu motivasyonla gittim okudum üniversitemi ve sonunda ne oldu?

Asla çöpçü olamayacağımı öğrendim!

Evet!

Çöpçü olabilmek için lise veya en fazla iki yıllık üniversite okumuş olmam gerekiyordu.

Oysaki ben dört yıl okumuştum.

Lanet olsun dostum, dört kahrolası yıl okumuş ve çöpçü olamayacağımı anlamıştım.

Çöpçü olma hayallerim yıkılmıştı!!!





Bugün sokaklar pis, çöpler toplanmamış, kaldırım taşları kusmuk, sakız ve kuş kakasıyla dolmuşsa bunun tek suçlusu benim!

Daha az ders çalışsaydım, Machiavelli'yi, Marx'ı, Neo-Liberalizmi, Z tablosunu, Yönetişim kavramını, IS-LM eğrilerini ve Ceza Usül Kanunlarını çevre temizliğine tercih etmeseydim, bugün dünya daha temiz, daha bal dök-yala bir yer olacaktı.

-----------------------------------------

Eskiden verecek cevabım olmadığı yada veresim olmadığından lafa söze karışmaz, "varsın onlar haklı çıksın aman yeter ki kavga çıkmasın, tatsızlık çıkmasın" diye tartışmalara katılmazdım.

Benzin varilinden hallice yapıma rağmen "kuzu" olarak nitelendirilmemin sebebi buydu.

Anama babama saydılar "öyle demek istememiştir" dedim, dinime diyanetime düz gittiler "saygı" duydum, paramı pulumu tırtıkladılar "istemeye utanmıştır, canı sağolsun" deyip geçtim.

Daha önceki yazılarımda da zibilyor kere dillendirdiğim üzre "bir tur da ben binebilir miyim ağbiğ" dediğim o günden beri üzerimde uygulanan pek çok saygı, vefa, iltifat ve sevgi sözcüklerini buraya nasıl yazacağımı bilemiyorum. O kadar orijinal küfür duymadım hayatımda.

Ha bir de siz nasıl diyor? Saygı? Hah, saygı gördüm çokça, çok pis saygı görüyorum uf uf uf anam saygıya bak ohhhhfffşşşşş!!!!



İşte bu Bakunin denen keçi sakallıyı insanlığından diskindirecek malum ergen isyanını taaa zamanında ben yapmalıydım.

Zaten ergenliğe de girebilmiş değilim sanırım, ne komşu kızını dikizledim şu güne kadar, ne de rüyamda bir mafya patronunun sevgilisine ayak mesajı yaptım.

Sivilcem bile olmadı. Bir sivilcem bile olmadı!!!

Bugün sosyal adaletsizlik hakimse dünyaya, baskı altındaysa proleterler ve "saygı" maskesi altında birilerinin kutsalına "sövgü" varsa;

Bu, zamanında benim gerektiği yerde isyanı basmayışımdan, bastığım zaman ise artık çoooook geç olmasındandır.

-----------------------------------------

Bugün dünyanın her yerinde bir çok insan, çoğu konularda çekingen, mütereddit, sıkılgan, konuya giremeyen, konudan çıkamayan...

Hasılı benden kaynaklanan bir utangaçlıtan müzdarip!!

Olamadım be okurcanlar, okursular,

Olamadım.

Hayatımda bir an, bir an bile şu kadar rahat olamadım:




Serde beyefendilik, kibarlık var çünkü. Padişah torunu, soylular tohumu olduğum için elbette, ayağımı elimi, ve dahi bilmemneyimi sallaya sallaya gezemem.


Gel gelelim, şundan biraz daha fazlası olabilmeyi isterdim, hem de çok isterdim:



Atak, çevik, girişken değil de, tutuk, yamuk ve sıvışkan bir neslin en büyük müsebbibi benim efendim, itiraf ediyorum.

----------------------------------------- 

Okey, kız tavlası, asker tavlası, normal tavla, anormal tavla, papaz kaçtı, rahibe firar etti, pişti, taştı, Texas Hold'em, California Leave'em, 21, 31, 101, su topu, deve güreşi ve beach volley başta olmak üzere,

Genelde yazları ortam yapmak, potansiyel kız-erkek talipleri tespit etmek, hem eğlenmek hem de bazı "şey"leri öğrenmek için icat edilmiş bilumum "yaz eğlencelerine" yabancıyım.

Hatta sadece yabancı da değilim. Yani yaz oyunları NewYork City yada Şanzelize ise, ben Çemişgezek yada Dazkırı gibi birşeyim, o derece.

Ne ortamlar kaçırdım bu yüzden, ne dostluklar, ne yaz aşkları, ne fırsatlar, eğlenceler...


- Selam yakışıklı, bizimle okey oynamaya ne dersin? Olmazsa tavla da olur. Yalnız bir huyum var, ne tesadüftür ki zarlar hep bikinimin içine kaçıyor bende çıkartamıyorum, arasıra elini bir daldırırsan sevinirim, he mi yavrum?
- Ama ben, be be bb... Ben tavla bilmem ki küçük hanım...
- Neeee!!!! Ayy kızlar koşun bu ezik şey tavla bilmiyormuş, ahaahaha, ohohohoho, iihihihiiii... Ay gidelim şekerim, bırakalım bu eziği, Börkecanlarla şişe çevirmece oynayalım biz, mıhıhıhıhı...


Benim başıma gelmedi canıııımmm!! Bir arkadaşımın arkadaşının başına gelmiş, gerçi o da arkadaşının arkadaşından duymuş olabilir, çünkü onun arkadaşının arkadaşından da...

Yemezler canım, yemezler annem!

Bilmiyorum efendim yazlık oyunlarını; okey, pişti, tavla bilmiyorum, hiç bir zaman da bilemedim, azıcık bile, öğretenim de olmadı!

Ha ama ne oldu?

Bak bu oldu:


- Ne bagıyon ellaaam, açıkta avret yeri mi gordün?
- Pardon bacım, ben geçerken uğramadıydım, sen devam et.
- Bi Kantır atak mı la? Çok yannızım. Ya da neyse lan sie, LvL97'yim ben, noobsundur şen şindi. 4-6'yı kaparım, sana alnından çakarım.
- Hörmetler apla!
- Tamam la tamam zırlama gel Sims 3'te woohoo yapak senle gel.
- Aboooo!!!!

Karşı cinsle iki lafın belini kıramayan, eğlenceli bir atraksiyona giremeyen, sağ parmaklarını fare, sol parmaklarını W,A,S,D tuşlarıyla kaslandıran bilumum yalnız ve mutsuz dünya gençliği, acziyetimin kurbanı oldunuz, üzgünüm.

-----------------------------------------

Ellerden günlerden sakladım ama benim bir de konservatuar maceram var.

"Güneşsiz" kelimesini telaffuz edemediğim zannı, dolayısıyla artikülasyon sorununa haiz olduğum bahsi ile, erkenden, pek erkenden sona ermişti maceram.

Gel gelelim gönülleri çelen üç celebrity ile haşır neşir olmuşluğum, espiri paylaşmışlığım, çiköfte yoğurmuşluğum, el ense çekmişliğim vardır.

Zat-ı Âlileri:

Sakarya Fırat Dizisinden Caner Özçavuş
(Göründüğünden çok daha fazla yakışıklı ve tam bir beyefendiydi)


Yahşi Cazibe dizisinden Aslıhan Gürbüz
(Azeri aksanını Zamina Hacıyeva gibi değerli bir hocadan öğrenme şansına birlikte erişmiştik)


Fatmagül'ün fena karizmatik belalısı Engin Akyürek
(Türkiye'nin Yıldızları yarışmasında az kontörümüzü yemedi, tatlı bela)


Ben mi?

Bir keresinde Ümit Besen'in omuzlarına çıkmışlığım var, o kadar.

Bugün nice yetenekler harcanıyorsa, nice umutlar şöhret yolunda yitip gidiyorsa bunun tek suçlusu benim, çalışmalıydım, o "Güneşsiz" kelimesini doğru telaffuz edebilmeliydim.

Ne zaman ki pes ettim, o gün dünyanın azim gücünü de eritip tükettim işte.

Ama kimse bilmiyordu. Gerçek güç, gerçek yetenek çok daha farklıydı. Yanlış değerlendiriliyordu, böyle birşedi belki:


----------------------------------------- 

Kabul ediyorum, kusurlu bir insanım ben.

Daha da nice kusurlara sahibim ancak bunlar daha ilerideki bir ifşaatın konusu olabilir.

Ancak kabul ediyorum,

Suçluyum ben,

Benim yüzüğğüüüümmmmddeeeğğğnnnnn!!!!! 

----------------------------------------- 

Nottenburg: Bu yazıyı ta ne zamanlar yazmış, düzeltmeler yapmak için bir kenara ayırmış, ardından unutup gitmişim. Noktasını bırakıp virgülüne dokunarak paylaşıyorum. Aslında az bile yazmışım, daha ne naneler yedim ben, ne naneleeeeerrr...

3 Yormuyorum:

Zeynep Yılmaz dedi ki...

Güneşsiz'i doğru tarif etsen şimdi tanımazdın bizi kötü yanından bak :p

Syrano dedi ki...

Aahahh, doğru valla, hiç o açıdan düşünmemiştim :)) Bugün bu blogun adı da Sanatsal Kişi, Şöhretsel Kişi falan olabilirdi :)

Ya o değil de, o zamanlar sınıfta "Şemsi Paşa Pasajında sesi büzüşesiceler sizi" diyebilen bir iki kişiden biriydim; ş-s-z sorunum yoktu benim, nasıl olurdu bu, vallahi aylarca rüyama girdi yaaaa :(

Zeynep Yılmaz dedi ki...

Nasip diyip geçelim :) demek ki bireysel kişi olman gerekiyormuş.