Cov Cov

Hiçbir belirti vermeden, bir anda, apansızın Covid oldum efenim.

Sürüntü testinde gözükmesine bile fırsat kalmadan direk ciğerlerime sirayet ettiği için, yaptırdığım üç testin üçünde de negatif olmama rağmen akciğerlerimi elime aldım.

Güya nefessizlik provaları falan yaptıydım, yok şöyle nefes alırım, yok böyle yatarım vs vs vs...

Hiçbir işe yaramıyor!

Hayatımda ilk defa imdat diye, saç baş yolarak nefes almak için yalvardım.

Neler çektiğimi, nasıl boğulduğumu, bir Allah bilir.

20 Kasımdan beri tedavi sürüyor, hastaneler, yoğun bakımlar, ilaçlar, serumlar vs...

Gün gelir yaşadıklarımı paylaşırım.

Sadece şu kadarını söyleyim, ben böyle olacak adam değildim, 70'lik dede bile nezle gibi atlatırken ben solunum cihazlarına bağlandım, ben böyle çökecek adam değildim, vay arkadaş...


 
Yazık hoş çocuk da aslında

Sona Doğru


Sürekli olarak sınırıma dayandığım hissi içerisindeyim.

Sadece his değil, gidişat da bunu gösteriyor.

---------------------

Tek bir nasihat:
Kendinizi alternatifsiz bırakmayın. Her zaman bir B ve hatta C planınız bulunsun.

Bakın bana, inanılmaz hayalgücüm ve efsanevi hobilerim dışında, şu an yaptığım işten başka yapacak hiçbir işim yok! Eh kimse de hobilere para vermiyor...

Bu nedenle sürekli kendimi köşeye sıkıştırılmış kedi gibi hissediyorum. Herşey üstüme geliyor ve benim hırlamak yada sabretmek yada sağa sola veya kendime zarar vermekten başka yapabileceğim hiç ama hiçbirşey yok.

Hayatımda hiçbir zaman gemileri yakmadım ama yine gemisiz kaldım görüldüğü üzere...




O Okuyana

Sevmiyorum artık.

Hiç kimseyi, hiçbir şeyi...

Sevgi, sevme, sevilme, sevinme... Bitti tamamen.

Hayat denilen şey uzunca bir süredir artık sadece alınan ve verilen nefesler toplamı benim için.

İskender kebap ile bir tabak çamur arasında,

Öpüşmekle küçük parmağımı sandalyenin kenarına çarpmak arasında,

Bir zamanlar günde bir milyon kere dinlediğim şarkılarla osuruk sesi arasında zerre kadar bir fark yok artık.

 

------------------------

 

Ha bir de hayat güzel falan değil!

Hiçbir şey yoluna girmeyecek ve güzel günler de gelmeyecek!

"Gecenin en karanlık anı aydınlığa en yakın olduğu andır" gibi gerizekalıca bir lafı kim icat etti bilmiyorum ama dediğim gibi gerizekalıca bir laf o...

Herşeye rağmen yaşamak denen şey de züğürt tesellisi! 

Vaden dolmuşsa zaten ölüyorsun, dolmamışsa intihar etsen bile başarısız olup bir ömür sümüğünü bile çekemeyen bir felçli olarak o hayatına devam etmen de mümkün.

 

Kendimizi kandırmayalım, yaşam ve ölüm karşısında bir solucandan daha avantajlı değiliz, tam denk konumdayız hatta!

Yaşam savaşının kazananı yada kaybedeni değiliz.

Yaşam bir savaş değil çünkü.

Bir ihtimal fatura kuyruğu olabilir ama.

 

------------------------

 

Ha bir de köpekler gibi özlüyorum seni...

 


 

Şarkistan

Son bulunduğum yerden 1.219 kilometre uzaktayım.

En az 5 yıl.

Olmak istediğim yerden zirilyon zibilometre uzaktayım.

Sonsuza kadar.

 

----------------

 

Doğumda Acemîler, Kuzeyimde Hayastan halkı, Güneyimde Soranîler, Batımda batıp gidesiceler...

"Ben gurbette değilim, gurbet benim içimde"  diyen ne kadar haklı,

"Ben bir mülteciyim, kendi yüreğimden başka sığınacak yerim yok" diyen ne kadar doğru imiş meğerse!

 

----------------

 

"Olmak istediği yerde olamayan herkes gurbette, olmak istediği kişi ile olamayan herkes yalnızdır." Aha bunu da ben diyorum...